Erol Yılmaz
Erol Yılmaz

Erol Yılmaz

Juggler & Performer

Derin

Derin bir kuyunun yanındayım, içinden gelen belli belirsiz uğultular eşim ile kızım İpek’in konuşmalarını andırıyor. Kuyu’yu sol tarafımda bırakarak karşıya bakıyorum, bulanık bir görüntü etrafımı sarıyor, büyükçe bir köşkün bahçesindeyim sanki. Az ileride köşkün devasa açık mavi kapılarını görür gibiyim, babamın evi değil mi burası? Kapıya doğru ilerliyorum ama kuyudan...

DEVAMI →

İster misiniz?

İster misiniz şu kapıdan şimdi girsin içeri? He Necla ne dersin? Murat, Ahmet? Bakmayın aval aval, ne çabuk unuttunuz beraber yediğiniz haltları? Sen Zeynep? Daha 1 hafta önce senin doğum gününü kutlarken yanımızda değil miydi? Bizleri, en çok da onu sevdiğini onsuz yapamam dediğini ne çabuk unuttun? Murat! daha düne...

DEVAMI →

Git

Git! Benden aldığın ne varsa hepsi sende kalsın. toparlayıp hepsini yığma önüme istemem. Al adımlarını birer birer usul usul git. Acele etme, bir kaç saat daha katlanabilirim dert değil. Yeter ki git! Ha, bir de lütfen sus. sesine aynı şekilde katlanamayacağım. O yalanlarını dudaklarının arasından bir bir dizdiğini kahretsin ki...

DEVAMI →

Toprak

Toprak yollardan geldim ben, çakıl yollar, taş yollar… bir bir hepsini geçtim. Şimdilerde asfalt yollardayım. köylerden büyük şehirlere daldım. Şivem kayboldu bu büyük şehirlerde. gözüm değmezdi hiç bir kadına şimdilerde bakmadan duramaz oldum. ben bu yollardan nasıl geçtim? kendimi tanıyamaz oldum. Hamal oldum, boyacı oldum, amele oldum, şimdilerde belimde silah,...

DEVAMI →

Aşk

Aşk… Aşk… Aşk… Ne kadar gizemli bir kelime… Sizce nedir aşk? Bence aşk konuşmaktır, gülmektir… Yürümek hatta çılgınca koşmaktır belki de. Aşk sevmektir, nefret etmektir ve yine sevmektir. Belki biraz hüzün, biraz heyecan… Aşk gitmektir, bazen kalmaktır. Aşk aldığım nefes, baktığım güneştir. Oturduğum sandalye, baktığım bilgisayardır. Elimden düşmeyen telefonumdur belki...

DEVAMI →